Alma Mazlum’un Ahını
Geçen ay, One Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ömer Üner ile birlikte aynı eve çıktık. Böyle marifetli bir adam görmedim desem yeridir. Şairlik, yazarlık, ahçılık, fotoğrafçılık, tercümanlık, sinema eleştirmenliği vs. Bir baharat ustası... Basit bir menemeni bile özel baharat karışımlarıyla müthiş bir lezzet şölenine dönüştürebiliyor.
Aynı evde kalmaya başladığımızdan beri literatürüme onlarca farklı sözcük (kazulet,istihza, ironi vs.) kazandıran kişidir aynı zamanda.
Benim gibi dikkatli, steril birisine kırdığım tabak ve envai çeşit bardakla ilgili yarım saat boyunca şairane üslübuyla öyle istihza etti ki, kendimi yanlışlıkla Google'u çökertmiş gibi suçlu hissettim. Yutkundum, içime attım.
Gece saat 1 suları. Herkes odasına çekildi. Henüz uyumuştum ki yan odadan bir gürültü koptu. Belli ki bardaklardan biri Üner'in hışmına uğrayıp terk-i diyar etmişti. O anda bilinçaltım ayaklandı ve Üner'e hitaben şu vecizeyi mırıldandım : Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste...
Derken bir şangırtı daha koptu.
Sabah kahvaltı yaparken, bu sefer çay bardakları sessizce Hakk'ın rahmetine kavuşuverdiler Ömer Üner'in sakar ellerinde. Öğleyin ise kocaman bir baharat kavanozu tuzla buz olarak halkayı tamamladı.
Ya da ben öyle zannettim.
Gün içinde çöpü atarken ne göreyim, 3 tane kırılmış porselen tabak daha. Ömer Üner'in son kurbanları...
Her kırılma olayından sonra kendimi daha iyi ve daha kutsal hissetmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Mazlum edebiyatı dedikleri bu olsa gerek:)